- Mood:
Stuck - Listening to: Antimatter - Planetary Confinement
- Reading: myself
- Watching: wall
- Playing: nothing
- Eating: macaroni
- Drinking: tea
bir kutu ton balığı, ve bir paket makarna..
biraz su, bir tencere, ama alevi olan bir ocağım yok mlsf, elektrikli benimkisi.. su ısıtıcısında suyu isitip tencereye döküyorum, ardından biraz yağ ve biraz tuz, ve makarna..
tane tane dökülüyor paketten tencereye, hayatımın günleri gibi..
yapmadığım için pişmanlık duyduğum şeylerin sayısı kadar çok makarna tanesi var o tencerede.. sonra hepsi yavaş yavaş pişiyor olmayan günahlarımın yerine.. karıştırıyorum onları elimde bir kaşıkla, beni yönetip yönlendiren ve bana emir veren insanlar gibiyim makarnama karşı. bu sefer yapmadım, ama bazen hata yapıyorum, o zaman daha da kötü..
sonra aralarından bir tanesini kendime kurban seçip mideme feda ediyorum, tadı güzel olmuş, ama tuzsuz, tuzu hiç bir zaman tutturamadım.. kapatıyorum ocağı, hepsini tencereden süzgece fırlatıyorum, canlarının acımasını umursamıyormuşçasına soğuk suyu açip bir de soğuk duşa sokuyorum onları.. ve sonra işkencenin son safhası, tekrar tencereye döküyorum onları, altta kalanlar için üzgünüm, ocağı yakıyorum, ton balığı konservesini açip içlerine döküyorum, ve onlar bir yandan cız sesleriyle pişerken, bir yandanda ben hunharca elimde bir kaşıkla onları dövüyorum..
peki bu kadar işkenceyi neden çekiyorlar?
sadece birisini mutlu etmek için..
hiç bu yönden düşünmemiştin değil mi? ..
işte bu benim öyküm, yani ton balıklı makarna'nın öyküsü...
--
Greetings from Turkiye...
--
--
--
--
live for "not to be born" again... or just in this world again.
--
bi nevi bişey
--
"It's only in drugs or death that we experience anything new and death is just too controlling"
Previous PageNext Page